Abonelik Facebook sayfamız Twitter sayfamız

Sayfa
: 1047
Makale : 136
Ebad : 6,5 x 28 x 20 cm
ISSN : 1300-4174
Cilt : Karton Kapak
Fiyat : 80 TL
  
   


AzerbaycanKazakistanKırgızistanÖzbekistanTürkmenistanKKTCDoğu TürkistanTataristan, BaşkurdistanKırımÇuvaşistanSaka, Altay, Tuva, HakasGagavuz(Gökoğuz)Ahıska Türkleriİran TürkleriIrak TürkleriSuriye TürkleriAfganistan ve Tacikistan TürkleriDiğer Türk TopluluklarıBalkanların Genel DeğerlendirmesiBulgaristanBatı TrakyaMakedonyaKosova ve SancakBosna HersekArnavutlukRomanya, PolonyaKafkasların Genel DeğerlendirmesiÇeçenistanKaraçay-Malkar TürkleriKumuk TürkleriBatı Avrupa TürkleriAmerika TürkleriAvustralya TürkleriRusya FederasyonuÇinJaponyaİran


Kurucusu: Hasan Celâl Güzel (1945-2018)

Yüksek İstişare Heyeti: Justin McCarthy (Başkan) / Mehmet Aydın / Sabahattin Balcı / Yakup Basmacı / Semavî Eyice / Darhan Kıdırali / Hayrettin Karaman / Kemal Karpat / Şerif Mardin / Jean Lois Mattei / Rhoads Murphey / Kâmil V. Nerimanoğlu / Chester A. Newland / İlber Ortaylı / Sadettin Ökten / İskender Pala / Norman Stone

Yayın Kurulu: Kemal Çiçek (Başkan) / Bilgehan Atsız Gökdağ (Koordinatör) /Şükrü Halûk Akalın / Şakir Akça / Ahmet Akgündüz / Aygün Attar / Emin Çarıkçı / Abdurrahman Dilipak / D. Mehmet Doğan / Şenol Durgun / Gonca Bayraktar Durgun / Burhan Erdem / Tevfik Erdem / Mehmet Seyfettin Erol / Bünyamin Erul / Hasan Tahsin Fendoğlu / Gülay Göktürk / C. Sencer İmer / İsmail Köksal / Gülay Mirzaoğlu / Esen Özsan / Nail Öztaş / Sami Selçuk / Lütfi Şehsuvaroğlu / Adnan Şenel / Ömer Turan / İbrahim Ethem Atnur / Haydar Çakmak / Güler Eren / Tufan Gündüz / İbrahim Özkan / Necdet Sağlam

Y.T. Yayıncılık Eğitim Ltd. Şti. Adına Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni: Ülker Güzel
Yazı İşleri Müdürü: Murat Tazegül
Dağıtım ve Abone Müdürü: Zülfikâr Mert
Satış ve Pazarlama: Murat Delibaş



 Türk Dünyası

Önsöz İçindekiler Örnek Makaleler Değerlendirme Medya ve Biz

Değerli Okuyucular,

"Elli yıla yakın komünist sistemle yönetilmiş, bin yıla yakın bir süredir temasımızın bulunmadığı Tuva'da herhangi bir köye gidip, herhangi bir eve girerseniz ve Türk olduğunuzu, Türkiye'den geldiğinizi söylerseniz: 'Aaa!... Biz kardeşiz. Atamız, dedelerimiz aynı.' sözleriyle ve büyük bir muhabbetle karşılanırsınız. Ben bunu defalarca, bizzat yaşayarak gördüm. Türkiye'de aydınlarımızın yüzde 90'ından fazlası 'Tuva' kelimesini duyduğunda 'O da ne?' der gibi yüzünüze bakmakta. Elbette bu acı bir durum." Doç.Dr. Ekrem Arıkoğlu, "Tuva Cumhuriyeti ve Tuva Türkleri" adlı değerli yazısında haklı olarak böyle yakınıyor...

Gerçekten de Türk Dünyası'nı bilmiyor, ailemizin, fertlerini, kendi kardeşlerimizi tanımıyoruz. Tuvaları, Şorları, Hakasları, Televutları, Meluncanları daha önce hiç duydunuz mu? Sakalar, Kumuklar, Karaçaylar, Malkarlar, Karaylar, Nogaylar hakkında neler biliyorsunuz? Ahıska Türklerinin mâcerasına, Kırım Tatarlarının tehcirine,

Irak Türkmenlerinin, Doğu Türkistanlı Uygur Türklerinin uğradığı katliamlara hiç ağladığınız oldu mu? Tataristan, Başkurdistan ya da Doğu Türkistan'ı haritada gösterebilir misiniz?

Sahi Türkistan neresidir, biliyor musunuz? "Türkistan" Türklerin anayurdudur. Asya'nın ortasında, Doğu Türkistan, Batı Türkistan, Kuzey Türkistan, Güney Türkistan şeklinde ayrılmaya çalışılan, çeşitli devletlerin, muhtar cumhuriyetlerin, Türk topluluklarının üzerinde yaşadığı aslında tek bir vatandır Türkistan... Tek bir millet, Türk Milleti çok çeşitli sun'î, siyasî ve kültürel bölünmelere maruz kalmıştır. Türkistan coğrafyasının biraz batısında Azerbaycan ve Türkiye Cumhuriyetleri bulunuyor. Lâkin anayurt Türkistan, bir ana gibi kollarını uzatmış, kucağını açmış bizleri sevgi ve gönül dünyasına bekliyor...

Yıllar yılı kökümüzden koparılmış olarak yaşadık. Türkiye dışındaki Türklerden bahsetmek suç haline getirilmişti. Dış Türklere sahip çıkmak, "şovenlik, ırkçılık, Turancılık" ithamları ile karşılaşmak, "kafatasçı" ilân edilmek demekti. "Aslını inkâr eden haramzâdelere" dönmüştük. Bir yandan koskoca "Devlet-i Âliyye'yi inkâr ediyor; diğer yandan kapı komşu Nahçıvan'a sırtımızı dönerken, kendimize beşbin yıllık Anadolu tarihinden atalar-dedeler bulmaya çalışıyorduk. "Mîsâk-ı Millî" ilkesini, "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" vecizesini, büyük Atatürk'ün ruhunu muazzep ederek dış politikadaki pasivizmimizin gerekçeleri haline getirmiştik. Âdeta gizli bir el, bizi mazimizden, tarihimizden, kardeşlerimizden, soydaşlarımızdan, dindaşlarımızdan, millî ve manevî değerlerimizden koparıyordu. 200 Milyon nüfuslu Türk Dünyası'nı, 1.5 milyar nüfuslu İslâm Dünyası'nı tamamen unutmuş gibiydik. Halbuki, dünyanın bir ucunda Hakas Türkleri ölülerine bizim gibi ağlıyor, Kafkaslarda Nogay Türkleri çocuklarına bizim gibi ninni söylüyor, Moldovya'daki Gagavuz Türkleri türkülerini bizim gibi çağırıyor ve Malezya'da, Endonezya'da, Pakistan'da hâlâ Abdülhâmid Hân'ın menkıbeleri anlatılıyor. Doğu Türkistan'daki kardeşlerimiz Çin zulmü altında bizden medet umuyor, Prizren'de, Priştine'de, Üsküp'te, İskeçe'deki kardeşlerimiz "Türk'ün sancağına bakıp çırpınıyorlar" ve sabırla bekliyorlar. Ahıska Türkleri asırlık mâceralarını sürdürürken gözleri Türhiye'ye, bizlere dönük...

Bereket versin 1989 sonlarında komünizm iflâs etti, Sovyetler Birliği parçalandı; biz de ABD'nin "yüksek" müsaadeleri ile Washington üzerinden anayurdumuz Türkistan'ı keşfe yollandık. Tamamen hazırlıksızdık... Önce Türk Dünyası'nı yeni bir iktisadî kaynak olarak değerlendirdik. Zaman zaman kendimizi bir "baba", bir "ağabey" saydık. Öz kardeşlerimize "Türkî" diyerek araya mesafe koymaya kalktık. Lâkin gene de beklenen vuslat gerçekleşti. Biz de Türkiye Türkleri olarak yıllar, belki de yüzyıllar sonra anayurdumuz Türkistan'a , Hoca Ahmet Yesevî ye ve Türk kardeşlerimize kavuşmuş olduk.

Sayın Cumhurbaşkanımız, "Adriyatik'ten Çin Seddi'ne" deyince kıyametler koptu. Aslında bu slogan bile eksikti. "Atlantik'ten Büyük Okyanusa" demek lâzımdı. Çünkü Türk Dünyası ve dünya Türklüğü Atlantik'ten de öteye devam ediyordu. Artık dünyanın her yerinde Türkleri görebilirsiniz. O billûr âhenkli, bal tatlı güzel Türkçemizle istediğiniz gibi gezebilir, ticaret yapabilir, dostluklar kurabilirsiniz. Artık, gecikerek de olsa, bizim de evlâdlarımız büyük bir milletin, devâsâ bir medeniyetin, emsalsiz bir kültürün vârisi ve mensubu

olmanın gururunu yaşayabilirler.

Bütün bu güzel gelişmeler bizleri rahatlığa sevketmemeli. Türk Dünyası olarak önümüzde yapılacak yeni işler ve müşterek projeler var. Büyük mütefekkîrimiz Gaspıralı İsmail Bey'in "dilde, fikirde, işte birlik" vecizesinde olduğu gibi, Türk Dünyası'nın bütünleşmesi ve birliği için gerçekçi bir plân ve program dahilinde çok yoğun bir çalışma dönemini başlatmamız gerekiyor. Unutmayalım ki, 21. asır bizim asrımız olacaktır.

Artık "Bozkurtlar diriliyor!..."

Selâm, sevgi ve saygılarımızla.

Güler EREN



Ana Sayfa | Süreli Yayınlar | Kitap Yayınları
Cumhuriyet Projesi | Osmanlı Projesi | Türk Projesi
Değerlendirmeler | İletişim | Arama | Linkler

Copyright © 2013 Yeni Turkiye