Abonelik Facebook sayfamız Twitter sayfamız

Sayfa
: 662
Makale : 60
Ebad : 4.5 x 28 x 20 cm
ISSN : 1300-4174
Cilt : Karton Kapak
Fiyat : 80 TL
  
   


Küresel Boyut, Dış Ekonomik İlişkiler ve Ekonomik KrizDış Ekonomik İlişkiler ve Ekonomik KrizEkonomik Kriz ve Dış PolitikalarEkonomik Kriz ve IMFEkonomik Krizin Sektörel YansımalarıTurizmSanayiTarımEkonomik Krizin Sosyal BoyutuEkonomik Kriz ve Sosyal PolitikalarEkonomik Kriz ve YoksullukKriz ve TeoriEkonomik Krize Teorik YaklaşımlarTeorik Ekonomik AnalizlerMaliye Teorisi Üzerine Bir TartışmaÇeşitlemelerAraştırmalarİncelemeler


Kurucusu: Hasan Celâl Güzel (1945-2018)

Yüksek İstişare Heyeti: Yakup Basmacı / Justin McCarthy / Darhan Kıdırali / Hayrettin Karaman / Rhoads Murphey / Kâmil V. Nerimanoğlu / İlber Ortaylı / Sadettin Ökten / İskender Pala

Yayın Kurulu: Şükrü Halûk Akalın / Şakir Akça / İbrahim Ethem Atnur / Emin Çarıkçı / Kemal Çiçek / Abdurrahman Dilipak / D. Mehmet Doğan / Gazi Doğan / Neslihan Durak / Şenol Durgun / Gonca Bayraktar Durgun / Tevfik Erdem / Hasan Tahsin Fendoğlu / Bilgehan Atsız Gökdağ / Tufan Gündüz / C. Sencer İmer / Osman Karatay / Ahmet Kızılay / Fatih Kirişçioğlu / İsmail Köksal / Sevgi Kurtulmuş / İbrahim Özkan / Nail Öztaş / Necdet Sağlam / Sami Selçuk / Lütfi Şehsuvaroğlu / Adnan Şenel / Ömer Turan / Feyzan Göher Vural

Y.T. Yayıncılık Eğitim Ltd. Şti. Adına Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni: Ülker Güzel
Yazı İşleri Müdürü: Murat Tazegül
Dağıtım ve Abone Müdürü: Zülfikâr Mert
Satış ve Pazarlama: Murat Delibaş



 Gelir Dağılımı
 Türk Ekonomisi

Önsöz İçindekiler Örnek Makaleler Değerlendirme Medya ve Biz

Değerli Okuyucular,

2001 Yılında dünyada GSMH artış oranı, yani büyüme hızı ortalama %2,6 olmuştur. Bu oran gelişmiş ülkelerde %2, gelişmekte olan ülkelerde %4,3, Güneydoğu Asya ülkelerinde %5,8’dir. Türkiye’de ise GSMH’deki gerileme ilk dokuz ay itibarı ile % -8,3 olmuştur ve yıl sonunda bu oranın % -10’a doğru artacağı anlaşılmaktadır. Enflasyona gelince, 23 Şubat’ta dalgalı kur rejimine geçilmesiyle birlikte TL önemli ölçüde değer kaybetmiş ve aylık fiyat artışları Nisan ve Mayıs aylarında yüzde 10’ların üzerinde gerçekleşmiştir. Kasım 2001 itibariyle toptan eşya fiyatları (TEFE) %81,1, tüketici fiyatları (TÜFE) ise %63,3 oranında artmıştır. 1990’lı yılların başında 3.000 dolarlık sınırı geçen Fert Başına Gelir, 1998’de 3.247 dolardan 2001’de 2.261 dolara düşerek %30 oranında gerilemiştir. İç borç stoku 2000 yılında 36,4 katrilyon liradan Ekim 2001 itibariyle 109,3 katrilyon liraya çıkarak üç misli artmıştır. Bu ekonomik tablo, Kasım ve Şubat Krizleri ile çok kısa bir sürede Türk ekonomisinin ne duruma düştüğünü açıkça göstermektedir.

Dünyada yılın iktisatçısı seçilen Prof. Dr. Erinç Yeldan’a göre, “2002 Yılı Bütçesi bir yoksulluk bütçesidir. Borç idaresinden başka bir amaca hizmet etmeyen bu muhasebe tablosuna indirgenmiş bütçedir”. Çünkü reel sektör faaliyetleri arttırılamamakta ve gelir dağılımının düzeltilmesi için hiçbir tedbir öngörülmemektedir. Açıkçası 2002 Bütçesi’nde esas olarak iç ve dış borçlar ile faiz ödemeleri ön planda tutulabilmiştir. Bu durum, geniş halk kitlelerini sefaletten koruyabilmek için devletin imkânlarını kullanamaması demektir.

Krizin en önemli yansımaları, gelir dağılımının daha da bozulması, yoksulluğun korkunç denilebilecek şekilde artması ve reel sektörün faaliyetlerini durdurması olarak müşahade edilmiştir. Türkiye’de Arjantin’deki gibi bir sosyal patlamanın olmayışı, Türk milletinin faziletleri ve özellikleri ile izah edilebilir. Bütün ahlâkî bozulmalara ve mağduriyete rağmen hâlâ devam eden sosyal dayanışma şuuru, Allah korkusu ve devlete olan saygı, aslında Arjantin halkına göre daha güç durumda olan Türk halkını sokaklara taşmaktan alıkoymaktadır.

Türkiye’de politik istikrarsızlıkla ekonomik istikrarsızlık arasında çok yakın bir ilişki vardır. Yapılan araştırmalar, koalisyon dönemlerinde ve ara rejim dönemlerinde ekonomik istikrarın bozulduğunu göstermektedir. Ekonomik kriz, demokratik sistemin bütün kural ve kurumlarıyla müdahaleye maruz kalmadan uygulanabilmesine de bağlıdır. Şu hususu altını çizerek belirtelim ki, demokratik rejimin, insan hak ve hürriyetlerinin tam olarak uygulandığı ülkelerde ekonomik krizler meydana gelse de, Türkiye’deki kadar şiddetli seyretmez ve uzun süre devam etmez. Artık herkesin kabul ettiği bir diğer gerçek, Kasım ve Şubat Krizlerinin arkaplanında yönetime duyulan güvensizliğin payının büyük olduğudur. Bu itibarla ekonomik istikrarın sağlanmasında siyasî istikrarın çok büyük bir rolü ve önemi vardır.

Ekonomik krizden çıkabilmek ve ekonomiyi sağlam temellere oturtabilmek için, Türkiye’de devletin, siyasetin, hukukun ve ekonominin yeniden yapılanması şarttır. Kısaca özetlersek; önce demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne dayanan yeni bir anayasa halkın katılımı ile hazırlanmalı; önemli kanunlarda gerekli değişiklikler yapılmalı; kamu kesiminin siyasî, ekonomik ve sosyal krizlerin esas kaynağını teşkil ettiği gerçeğinden hareketle, devletin millî savunma, asayiş ve adalet hizmetleri dışındaki faaliyetlerine son veren bir yapısal reform programı hazırlanarak vakit geçirilmeden uygulamaya konulmalıdır.

Türk devletinin iç borç batağına saplanmasında bankacılık sisteminin ve sanayiin bu derece şiddetli bir krize girmesinde, sadece politikacıların değil herkesin sorumluluğu vardır.

Yakın bir gelecekte milletçe yaşadığımız bu bâdireli günleri atlatacağımızı ümid ediyoruz. Yeter ki üzerimize düşen yurttaşlık görevini bilinçli bir şekilde yapabilelim.

Selâm, sevgi ve saygılarımızla.

Güler Eren



Ana Sayfa | Süreli Yayınlar | Kitap Yayınları
Cumhuriyet Projesi | Osmanlı Projesi | Türk Projesi
Değerlendirmeler | İletişim | Arama | Linkler

Copyright © 2019 Yeni Turkiye