Abonelik Facebook sayfamız Twitter sayfamız

Page
: 136
Size : 0,4 x 8,4 x 5,6 inch
ISBN : 975 6782 80 3
Binding : Hardcover
Price :  TL
Lang. : Turkish
   

by Numan Hazar

Osmanlı Devleti’nde “Habeş Eyaleti”nin, “Ekvator Vilâyeti”nin olduğunu biliyor muydunuz? Ya, III. Murat ile “Kanum Bornu İmparatorluğu”nun ilişkilerini? Lâkin herhalde Atatürk’ün Afrika’daki bağımsızlık hareketlerine nasıl örnek olduğunu duymuş olmalısınızdır. Numan Hazar’ın Güney Afrika hakkında anlattığı şu hikâyeyi dinleyin: Bütün dünya ile olduğu kadar Afrika ile de yakından ilgilenen II. Abdülhamid, tanıdığı bir hocaefendiyi Güney Afrika Birliği’ne gönderir. Hoca, uzun ömrünün tamamında ilim, irşad ve eğitim ile meşgul olur ve Güney Afrikalılar tarafından çok sevilir. Neticede, halen Güney Afrika yerli halkının nüfusunun yüzde 7’si bugün müslümandır ve İslâmı Osmanlı medreselerinde öğretilen şekli ile benimsemiş durumdadır. Afrika’yı, dünyada ve Türkiye’de bilinmeyen yönleriyle anlatan bu eseri büyük bir zevkle okuyacağınıza inanıyoruz.



 Osmanlı
 The Great Ottoman Turkish Civilisation
 Türkler
 Genel Türk Tarihi

Preface Table of Contents Sample Articles Reviews Media and Us

SUNUŞ

Türkiye’nin Avrupa Konseyi Daimî Temsilcisi olarak görev yapan, değerli dostum Büyükelçi Numan Hazar, “Afrika” konusunda en önemli uzmandır. Daha önce, 1989 yılında Dışişleri Bakanlığı Müşaviri Büyükelçi olarak “İslâm Konferansı Örgütü ve Afrika Ülkeleri Koordinatörü” ve “Afrika ve Doğu Asya Büyükelçi Genel Müdürü” olarak hizmet verdi. Dışişleri Bakanlığı’ndaki görevi sırasında, bütün Afrika ülkelerini tek tek gezerek inceledi; tarihlerini, siyasî durumlarını ve Türkiye ile ilişkilerini araştırdı. Bu çalışmaları sonucunda, türünde tek eser olan “Küreselleşme Sürecinde Afrika ve Türkiye-Afrika İlişkileri” ortaya çıktı.

Afrika denilince akla sömürgecilik gelir. Avrupa’nın sözüm ona “medenî ülkeleri”, yüzyıllar boyunca Afrika’yı sömürdüler ve kurdukları koloniler ile yönettiler. Afrika’nın tabiî zenginliklerini ülkelerine taşıdılar, Afrikalıları köle olarak alıp sattılar. Koloniyalist Avrupa’ya karşılık Türkler, en kuvvetli oldukları Osmanlı İmparatorluğu döneminde bile aslâ sömürgeci olmadılar. Afrika’ya ve Afrikalılara her zaman şefkatle yaklaştılar.

Afrika’nın en uzak köşelerinde dahi Türklerin izlerini bulabilirsiniz. Nijerya’da Shitta Bey Camii’nden (Lagos’taki ilk cami) Somali’deki Ulu Cami’ye kadar her tarafta Türkler tarafından yapılmış eserler vardır. Ziyaret ettiğimde görmüştüm; Sudan’ın başkenti Hartum’da sömürgecilerin hiçbir eseri yokken harabe halinde de olsa Osmanlı eserleri vardı. Sudanlılardan bazıları, Türkler ile tarihten gelen akrabalık bağlarını söyleyerek övünüyorlardı. 1987 yılında Dışişleri Bakanlığına vekâlet ederken Somali Cumhurbaşkanı’na, Türkiye’ye ziyareti esnasında refakat etmiştim. Bana, XVI. asırda Türk Denizcilerinin, Somali’nin yollarını, kanalizasyon sistemini ve bütün altyapısını kurduklarını anlatmıştı. O zaman bunları bilmediğim için çok utanmıştım.

Büyükelçi Numan Hazar anlatıyor: “Osmanlı Devleti 16. Yüzyılda Doğu Afrika’da Portekiz sömürgeciliğini durdurmak amacıyla çeşitli deniz seferleri düzenlemiştir. Bu bölgede bulunan Eritre, Cibuti, Somali ve Etyopya bütün olarak ya da bir bölümü ile Osmanlı toprağı olmuş ve bu bölgede Habeş Vilayeti kurulmuştur. Ayrıca, yine aynı yüzyılda, Osmanlı Devleti bu kez Kuzey Afrika’da yerel halkın desteği ile İspanyol yayılmacılığını önlemiştir. Bu bölgede Cezayir, Tunus ve Trablusgarp, Garp Ocakları adı altında özerk bir yönetime kavuşmuştur. Bu tarihsel gelişme, bu ülkelerde Türkiye’ye halen duyulmakta olan yakınlığın ve sempatinin kaynağını oluşturmuştur.”

Osmanlı Devleti’nde “Habeş Eyaleti”nin, “Ekvator Vilâyeti”nin olduğunu biliyor muydunuz? Ya, III. Murat ile “Kanum Bornu İmparatorluğu”nun ilişkilerini? Lâkin herhalde Atatürk’ün Afrika’daki bağımsızlık hareketlerine nasıl örnek olduğunu duymuş olmalısınızdır.

Numan Hazar’ın Güney Afrika hakkında bana anlattığı şu hikâye, eminim ki sizlerin de çok hoşuna gidecektir: Bütün dünya ile olduğu kadar Afrika ile de yakından ilgilenen II. Abdülhamid, tanıdığı bir hocaefendiyi Güney Afrika Birliği’ne gönderir. Hoca, uzun ömrünün tamamında ilim, irşad ve eğitim ile meşgul olur ve Güney Afrikalılar tarafından çok sevilir. Neticede, halen Güney Afrika yerli halkının nüfusunun yüzde 7’si bugün müslümandır ve İslâmı Osmanlı medreselerinde öğretilen şekli ile benimsemiş durumdadır.

Afrika’yı, dünyada ve Türkiye’de bilinmeyen yönleriyle anlatan bu eseri büyük bir zevkle okuyacağınıza inanıyoruz.

Bu eşsiz eseri yazan değerli Büyükelçimiz Numan Hazar’a şükranlarımızı sunuyoruz.

Hasan Celâl Güzel



About Us | Ottoman Project
Turkish-History | Other Publications | Symposium
Contact Us | Search | Links

Copyright © 2013 Yeni Turkiye